Osmanlı Müziği Nedir ?



 

Müziğin doğuşunu incelediğimiz zaman Orta Asya’da Türkler tarafından ortaya çıktığı keşfedilmiştir. Türk müziği diğer müzik kültürlerine göre birinci sırada olmakla farklı bir konuma da sahiptir. Müziğimizin gelişmesinde ve olgunlaşmasında diğer müzik kültürleri de etkilemiştir. Türk müziği ilk olarak Selçuklulardan başlayıp Osmanlı saraylarına kadar uzanmaktadır. Osmanlı padişahları da müziğin gelişmesinde katkıda bulunmuşlardır. Türk müziğini desteklerken bir yandan da batı müziklerinden bir dönem etkilendiği gözlenmektedir. Türk müziği saray halkı içinde önemli bir yere sahipti ve her hangi bir enstrüman çalmak o dönemde büyük bir ayrıcalık olarak görülmekteydi. Topluma baktığımızda o dönemde; din adamları da müzikle ilgilenmenin, şarkı söylemenin dini hükümlerini bildirip bu sayede halkı sanat dallarına yönlendirmede etki altına almışlardır. Ak koyunlu hükümdarı Uzun Hasanın müziği çok sevdiği hatta müzik dinlerken kendisinin de eşlik ettiği bilinmektedir. Böyle hayranlıkla dinlenen bir olgunun müzisyenler için sadece ekonomik açıdan değil bu sanat dalının toplu bir şekilde icra edilmesi gerektiği belirtiyor ve bu dönemde müzik grupları oluşturuluyor. Bu sayede farklı kulakların birbirlerinden etkilenip kendilerini geliştirme fırsatı bulmuşlardır.

Osmanlı Devletinde halk farklı etnik gruplardan oluşmaktaydı. Bu durumdan dolayı müzikte çok çeşitlilik göstermekle birlikte en dikkat çeken yanı da değişik halk türkülerinin her yerde farklı şekilde algılanmasıydı. Bu durum sadece halk türküleri için geçerliydi. Osmanlı da türküler, şarkılar derken toplu grup etkileşiminden ortaya “musiki” adı verilen müzik çeşidi ortaya çıkmıştır.

Toplumdaki farklı kültürler de musikiyi kullanmışlardır. Musiki türü; çalgı eşliğinde belli bir ritme uygun olarak, farklı makamda usullü veya usulsüz insan sesine ağırlık verilerek şahsi üslup ile söylenen müzik türüdür. Ülkedeki ileri gelen sanat ve fikir adamlarını toplayan ve besleyen her zaman saray olmuştur. Musiki de şiir ve hat gibi ayrılmaz bir sanat dalı haline gelmiştir. Musiki üzerine o kadar çok eser verilmiştir ki şu anda da müzik türleri içinde en fazla bilgiye musikide rastlamaktayız. Osmanlı musikisinin aktarımı kuşaktan kuşağa en büyük buluş yazı ile sağlanmıştır. Osmanlı müziğinin yaygınlaşması için musiki eğitim kurumları açılmıştır. Bu kurumların amacı ise musikiyi tanıtmak, yaymak, sevilmesini sağlamak ve bu alanda düzenlenen bestelere halkın ilgisini arttırmak amacıyla kurulmuştur. Bu kurumları kısaca inceleyelim;

1-Mehterhaneler

Türklerin vazgeçilmez savaş tekniklerinden biridir. Askeriyede bu müziğin amacı; marşın çok uzaklarda duyulmakla beraber düşmana yaklaşırken adeta şiddetli bir gök gürültüsünü anımsatmaktır. Bu sayede düşman şiddetli ve yabancı bir müzik tarzı gibi hissettiren mehter marşı morallerinin bozulmasını ve geri çekilmelerini tetikleyip savaşın en kısa zamanda bitmesini sağlamakta rol almıştır. Osmanlıdaki ince fikir aslında insan kıyımını da bu sayede önlemektir. Osmanlı Devletindeki hoşgörü politikası bir kez daha çok farklı bir konuyla karşımıza çıkmaktadır.

2-Mevlevihaneler

Osmanlı musikisinin gelişmesi konusunda temel taşları oluşturmuştur. Anadolunun en ucra ve küçük merkezlerinde başta; ortadoğu ve Balkanlar’da Mevlevihaneler açılarak Osmanlı musikisinin yayılmasına öncü olmuşlardır. Bursa’daki Karabaş-ı Veli Dergâhı bu Mevlevihanelerden birisine örnek verilebilir.

3-Enderunlar

Osmanlı Devletinde Enderun’un çok özel bir yeri vardı, buraya kabiliyetleri yöneltme ve destekleme konusunda büyük özen gösterilmekle birlikte kişiye uygun olarak sanatta yönlendirmeler yapılıyordu. Bu durumda öğrencilerin ilgi duydukları sanatlar üzerine yoğunluk veriyordu.

4-Özel Meşk haneler

Kişilerin tek veya gruplar halinde kendilerinin oluşturdukları eğitim veren yerlerdir. Genellikle kendi evlerinde bu eğitim verilmektedir. Fakat kısa zaman ayakta kalabildiler. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla son bulmuştur.





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir